Boşanmada Mal Paylaşımı

Boşanmada Mal Paylaşımı

Evlilik birliğinin sona ermesi, taraflar için sadece duygusal bir yol ayrımı değil, aynı zamanda yıllarca verilen emeklerin karşılığı olan maddi birikimlerin de hukuki olarak bölüşülmesi anlamına gelir. Türkiye genelinde ve özellikle mülk değerlerinin, ticari şirketlerin ve finansal yatırımların yoğun olduğu İstanbul’da boşanmada mal paylaşımı davası, en karmaşık ve en yüksek hak kaybı riskini barındıran dava türlerinden biridir.

1 Ocak 2002 tarihinde yürürlüğe giren Türk Medeni Kanunu (TMK) uyarınca, bu tarihten sonra kurulan evliliklerde yasal mal rejimi olarak edinilmiş mallara katılma rejimi kabul edilmiştir. Ancak, özellikle yüksek bütçeli uyuşmazlıkların görüldüğü Çağlayan Adliyesi (İstanbul Avrupa), Bakırköy Adliyesi veya Anadolu Yakası’ndaki Kartal (İstanbul Anadolu) Adliyesi Aile Mahkemelerinde açılacak davalarda, salt kanun maddelerini bilmek yeterli değildir. Yargıtay’ın en güncel içtihatları, karmaşık matematiksel hesaplamalar ve usul kuralları davanın seyrini tamamen değiştirmektedir.

1. Boşanmada Mal Paylaşımı Davası Nedir ve Hangi Adliyede Açılır?

Boşanmada mal paylaşımı davası (hukuki adıyla mal rejiminin tasfiyesi davası), eşlerin evlilik birliği süresince edindikleri malvarlığı değerlerinin yasal kurallar çerçevesinde bölüştürülmesi amacıyla açılan bağımsız bir dava türüdür.

  • Ayrı Bir Dava ve Harç Konusudur: Mal paylaşımı talepleri, boşanma davası dilekçesinde belirtilse dahi, mahkeme bu talebi boşanma davasıyla birlikte karara bağlayamaz. Tasfiye davası, boşanma davasından tamamen ayrı bir dava harcına tabi olup ayrı bir esasa kaydedilir.
  • Bekletici Mesele Şartı: Mal rejiminin tasfiye edilebilmesi için öncelikle eşler arasındaki evlilik birliğinin boşanma kararıyla resmen ve kesin olarak sona ermiş olması gerekir. Bu nedenle, boşanma davası devam ederken açılan mal paylaşımı davasında mahkeme, boşanma davasının kesinleşmesini "bekletici mesele" yapmak zorundadır.
  • İstanbul’da Görevli ve Yetkili Mahkemeler: Görevli mahkeme Aile Mahkemesidir. Yetkili mahkeme ise tarafların yerleşim yerindeki veya boşanma davasının görüldüğü yerdeki mahkemedir. Örneğin, İstanbul’un Şişli, Beşiktaş veya Sarıyer ilçelerinde ikamet eden eşler için İstanbul (Çağlayan) Aile Mahkemeleri; Kadıköy, Ataşehir veya Ümraniye bölgesindekiler için İstanbul Anadolu (Kartal) Aile Mahkemeleri; Bakırköy, Bahçelievler veya Florya sakinleri için ise Bakırköy Aile Mahkemeleri yetkilidir.

Mal Paylaşımı Davası Açmadan Önce Hangi Belgeler Hazırlanmalıdır?

Boşanmada mal paylaşımı davası açmadan önce yapılacak en önemli hazırlık, evlilik birliği süresince edinilen malvarlığının eksiksiz şekilde tespit edilmesidir. Çünkü mal rejiminin tasfiyesi davasında mahkeme yalnızca tarafların beyanlarına göre değil; tapu kayıtları, banka hareketleri, araç tescil bilgileri, şirket kayıtları, kredi sözleşmeleri ve diğer resmi belgeler üzerinden değerlendirme yapar.

Bu süreçte öncelikle eşlerin adına kayıtlı taşınmazlar, araçlar, banka hesapları, yatırım hesapları, şirket hisseleri, kredi borçları ve evlilik içinde edinilen diğer malvarlığı değerleri belirlenmelidir. Malın hangi tarihte alındığı, satın alma bedelinin hangi kaynakla ödendiği, kredi kullanılıp kullanılmadığı ve ödemelerin evlilik içinde mi yoksa evlilik öncesinde mi yapıldığı ayrı ayrı incelenmelidir.

Özellikle evlilikten önce alınan ancak kredisi evlilik içinde ödenen taşınmazlarda, miras kalan parayla alınan mallarda, kişisel mal satılıp yerine yeni mal alınan durumlarda ve şirket hissesi bulunan dosyalarda belge düzeni son derece önemlidir. Banka dekontları, kredi ödeme planları, tapu kayıtları, araç satış belgeleri, miras evrakları ve şirket bilanço kayıtları dava stratejisini doğrudan etkiler.

Dava açılmadan önce karşı tarafın mal kaçırma ihtimali de değerlendirilmelidir. Taşınmaz, araç, banka hesabı veya şirket hissesi üzerinde devir riski varsa, dava dilekçesiyle birlikte ihtiyati tedbir talep edilmesi gündeme gelebilir. Bu nedenle mal paylaşımı davası açılırken yalnızca alacak miktarına değil, alacağın dava sonuna kadar korunmasına da dikkat edilmelidir.

2. Edinilmiş Mallar ve Kişisel Mallar Ayrımı (TMK m. 219 - m. 220)

Mal paylaşımı davalarında adil bir tasfiyenin yapılabilmesi için eşlerin toplam malvarlığı değerlerinin "edinilmiş mal" ve "kişisel mal" olarak iki ana gruba ayrılması gerekir. Paylaşıma tabi tutulacak olan değerler sadece edinilmiş mallardır; kişisel mallar ise tamamen tasfiye dışı bırakılarak sahibi olan eşte kalır.

Mal Grubunun Niteliği

Yasal Dayanak

Kapsama Giren Unsurlar

Paylaşım Durumu

Edinilmiş Mallar

TMK m. 219

Çalışma karşılığı gelirler, SGK ödemeleri, kıdem tazminatları, kişisel malların kira/faiz gelirleri

Tasfiyede yarı yarıya paylaşılır

Kişisel Mallar

TMK m. 220

Evlilik öncesi alınan mallar, miras kalan varlıklar, bağışlar, manevi tazminat alacakları, ziynet eşyaları

Tamamen paylaşım dışıdır

Edinilmiş Mallar Nelerdir? (TMK m. 219)

Evlilik birliği süresince eşlerin her birinin karşılığını vererek (emek veya para harcayarak) elde ettiği tüm malvarlığı değerleridir. Kanun gereği şu unsurlar edinilmiş mal kabul edilir:

  • Çalışma Karşılığı Elde Edilen Gelirler: Maaşlar, primler, ek ders ücretleri, serbest meslek kazançları ve her türlü ticari şirket gelirleri.
  • Sosyal Güvenlik Ödemeleri: SGK’dan alınan emekli maaşı, birikmiş emeklilik ikramiyeleri veya işsizlik ödenekleri.
  • Tazminatlar: İş gücü kaybı nedeniyle ödenen tazminatlar veya kıdem ve ihbar tazminatları.
  • Kişisel Malların Gelirleri: Evlenmeden önce sahip olduğunuz ya da size miras kalan bir taşınmazın evlilik birliği içindeki kira gelirleri veya bankadaki şahsi paranızın faiz getirileri. (Bu husus en çok karıştırılan konulardan biridir; malın kendisi kişisel olsa da evlilik içindeki geliri edinilmiş maldır).
  • Edinilmiş Malların Yerine Geçen Değerler: Evlilik içinde çalışarak alınan bir aracın satılmasıyla elde edilen para veya bu parayla alınan yeni bir malvarlığı.

Kişisel Mallar Nelerdir? (TMK m. 220)

Paylaşıma hiçbir şekilde dahil edilmeyen, tamamen sahibi olan eşe ait kalmaya devam eden değerlerdir. Şunları kapsar:

  • Eşlerden yalnızca birinin kişisel kullanımına yarayan eşyalar (giyim, kozmetik, kişisel hobi aletleri vb.).
  • Eşlerin evlilik birliği kurulmadan (nikah tarihinden önce) edindikleri tüm mallar.
  • Evlilik birliği içinde dahi olsa miras, bağışlama veya herhangi bir şekilde karşılıksız kazandırma yoluyla elde edilen mallar.
  • Manevi tazminat alacakları.
  • Kişisel malların yerine geçen değerler (örneğin babanızdan miras kalan kişisel evinizi satıp üzerine hiçbir ekleme yapmadan aldığınız yeni ev).

Boşanmada Hangi Malın Kime Ait Olduğu Nasıl İspatlanır?

Mal paylaşımı davalarında en önemli uyuşmazlıklardan biri, bir malın edinilmiş mal mı yoksa kişisel mal mı olduğunun belirlenmesidir. Bir taraf malın evlilik içinde ortak emekle edinildiğini iddia ederken, diğer taraf bu malın evlilik öncesi birikim, miras, bağış veya kişisel mal yerine geçen değer olduğunu ileri sürebilir. Bu nedenle her malvarlığı kalemi için ayrı ispat değerlendirmesi yapılmalıdır.

İspatlanacak Konu

Kullanılabilecek Belgeler ve Deliller

Taşınmazın evlilik içinde alındığı

Tapu kaydı, satış sözleşmesi, banka ödeme dekontları, kredi sözleşmesi

Malın evlilikten önce edinildiği

Eski tapu kaydı, araç tescil belgesi, banka kayıtları, noter satış belgesi

Miras yoluyla kazanım

Veraset ilamı, tapu intikal kaydı, banka miras ödeme belgeleri

Bağış veya karşılıksız kazandırma

Bağış sözleşmesi, banka açıklamaları, tanık beyanları, yazılı belgeler

Kredi ödemelerinin evlilik içinde yapıldığı

Kredi ödeme planı, banka dekontları, maaş hesabı hareketleri

Kişisel malın satılıp yerine yeni mal alındığı

Satış dekontu, yeni alım belgesi, para transfer kayıtları, tapu/araç satış evrakı

Şirket hissesinin değeri

Ticaret sicil kayıtları, şirket bilançosu, gelir tablosu, bilirkişi raporu

Banka ve yatırım hesapları

Hesap dökümleri, portföy raporları, hisse senedi ve fon hareketleri

Mal kaçırma iddiası

Tapu devir kayıtları, araç satış belgeleri, banka hareketleri, muvazaalı işlem delilleri

Ziynet eşyası iddiası

Düğün fotoğrafları, video kayıtları, tanık beyanları, kuyumcu belgeleri

Bu belgeler, mahkemenin hangi malın tasfiyeye dahil edileceğini belirlemesi açısından kritik öneme sahiptir. Özellikle kişisel mal iddiasında bulunan eş, bu iddiasını somut belgelerle desteklemelidir. Malın yalnızca kendi adına kayıtlı olması, her zaman kişisel mal olduğu anlamına gelmez; önemli olan malın hangi dönemde ve hangi kaynakla edinildiğidir.

Aynı şekilde bir malın evlilik içinde alınmış olması da her durumda tamamen edinilmiş mal sayılacağı anlamına gelmez. Eğer mal, miras kalan para veya evlilik öncesi kişisel birikimle alınmışsa, bu durum belgelerle ispatlanarak tasfiye hesabında dikkate alınabilir. Bu nedenle mal paylaşımı davalarında belge akışı ve para hareketlerinin doğru şekilde ortaya konulması büyük önem taşır.

3. Mal Paylaşımında Alacak Türleri ve Matematiksel Hesaplama Formülleri

Mal tasfiyesi davalarında eşlerin birbirlerinden talep edebileceği alacak hakları üç farklı hukuki niteliğe bürünmektedir:

A. Katılma Alacağı

Yasal mal rejiminin tasfiyesinde ortaya çıkan en temel alacak hakkıdır. Katılma alacağı, eşlerin kendi edinilmiş mallarının aktif değerlerinden bu mallara ilişkin borçlar (pasifler) çıkarıldıktan sonra kalan "artık değer"in yarısıdır.

Matematiksel olarak şu şekilde formüle edilir:

Artık Değer=Aktifler Toplamı (Edinilmiş Mallar+TMK 229 Eklenecek Değerler) - Pasifler Toplamı Borçlar+Denkleştirmeler

$$\text{Katılma Alacağı}=\frac{\text{Artık Değer}}{2} \quad $$

B. Katkı Payı Alacağı

Özellikle 1 Ocak 2002 öncesindeki evlilik dönemlerinde veya eşlerin birbirlerinin şahsi mallarına (örneğin bir eşin kişisel evine) herhangi bir karşılık almaksızın kendi şahsi paralarıyla yaptıkları somut katkılardır. Katkıyı sunan eş, boşanma anında bu katkının güncel rayiç bedel üzerinden hesaplanacak değerini talep edebilir.

C. Değer Artış Payı Alacağı (TMK m. 227)

Eşlerden birinin, diğerine ait bir malın edinilmesine, iyileştirilmesine veya korunmasına, kendi kişisel malvarlığından (hiçbir karşılık almadan) katkıda bulunması durumunda doğan alacak hakkıdır. Örneğin, kadının miras kalan kişisel tarlasını satıp kocanın üzerine kayıtlı olan edinilmiş evin borcunun ödenmesinde kullanması halinde, tasfiye anında evde meydana gelen değer artışı oranında kadının "değer artış payı alacağı" hakkı doğar.

Normal Kusur Mal Paylaşımını Etkilemez (Zina ve Hayata Kast İstisnası)

Yaygın Yanılgı: "Boşanma davasında şiddetli geçimsizliğe sebep olan ve kusurlu bulunan eş, mal paylaşımında daha az pay alır."

Hukuki Gerçek: Evlilik birliğinin temelinden sarsılması, hakaret veya ilgisizlik gibi nedenlerle boşanma davasında tam kusurlu bulunan eşin mal paylaşımındaki pay oranı düşürülemez. Kusur oranı genel olarak mal paylaşımını etkilemez.

Ancak bu kuralın çok önemli iki istisnası vardır (TMK m. 236/2): Boşanma davası Zina (Aldatma) veya Hayata Kast nedenlerine dayalı olarak açılmış ve bu gerekçelerle boşanma kararı kesinleşmişse, hakim kusurlu eşin artık değerdeki pay oranının (katılma alacağının) azaltılmasına veya tamamen kaldırılmasına karar verir.

II. Zina Durumunda Katkı Payı Alacağı ile Katılma Alacağı Farkı

20206 Tarihli Yargıtay içtihatlarında yer alan çok ince bir ayrım şudur: Zina nedeniyle boşanma kararı verilse bile, suçlu olan eşin katılma alacağı azaltılabilir veya kaldırılabilirken; o eşin evlilik süresince şahsi malvarlığından yaptığı katkılara dayanan "Katkı Payı Alacağı" üzerinde hakimin indirim yapma yetkisi yoktur. Kendi şahsi parasıyla sunduğu katkıyı, aldatmış olsa dahi her koşulda geri isteyebilir.

III. Ayni Hak Değil, Sadece Şahsi Para Alacağı Hakkı Vardır

Yaygın Yanılgı: "Evlilik birliği içinde alınan ev kocanın üzerinedir, mal paylaşımı davasını kazanınca evin yarısının tapusu kadına geçer."

Hukuki Gerçek: Katılma alacağı, mülkiyetin devrini talep etme hakkı (ayni hak) vermez. Davacı eş, tapunun kendi üzerine geçirilmesini isteyemez; tapu sahibinin mülkiyeti devam eder. Katılma alacağı borçlusu eş, bu borcu nakden ödemekle yükümlüdür. Hak sahibi sadece malın güncel değerinin yarısına tekabül eden para alacağını talep edebilir.

IV. Belirsiz Alacak Davası Olarak Açılma Zorunluluğu

Mal paylaşımı davası açılırken, dava konusunun tam değerini (örneğin araç veya evlerin güncel değerini) dava başında net olarak bilmek mümkün değildir. Bu nedenle davanın mutlaka "belirsiz alacak davası" olarak açılması gerekir. Aksi takdirde, eksik harç yatırılması veya zamanaşımı sürelerinin kaçırılması gibi usuli tuzaklarla dava reddedilebilir.

Boşanmada Mal Kaçırma Nasıl Önlenir?

Boşanma sürecinde en sık karşılaşılan risklerden biri, eşlerden birinin mal paylaşımı davası açılmadan önce veya dava devam ederken taşınmaz, araç, banka hesabı ya da şirket hisselerini üçüncü kişilere devretmesidir. Bu tür işlemler, diğer eşin katılma alacağı veya değer artış payı alacağını azaltmak amacıyla yapılıyorsa mal kaçırma iddiası gündeme gelebilir.

Mal kaçırma riskinin bulunduğu dosyalarda hızlı hareket edilmesi gerekir. Özellikle taşınmazların satılması, araçların devredilmesi, banka hesaplarındaki paraların çekilmesi veya şirket hisselerinin yakın akrabalara devredilmesi gibi işlemler varsa, dava açılırken ihtiyati tedbir talep edilebilir. Mahkeme, somut risk görürse tapu, araç, banka hesabı veya şirket hissesi üzerine devri engelleyici tedbir koyabilir.

Mal kaçırma yalnızca dava açıldıktan sonra yapılan işlemlerle sınırlı değildir. Boşanma davasından kısa süre önce yapılan olağan dışı devirler, karşılıksız kazandırmalar veya piyasa değerinin çok altında yapılan satışlar da tasfiye hesabında dikkate alınabilir. Bu nedenle eşin malvarlığı hareketleri, dava tarihinden önceki dönem de dahil olmak üzere ayrıntılı şekilde incelenmelidir.

Bu süreçte tapu kayıtları, araç satış belgeleri, banka hareketleri, şirket pay devri kayıtları, aile içi satışlar ve yakın akrabalara yapılan devirler önem taşır. İşlemin gerçek bir satış mı yoksa mal paylaşımını azaltmak amacıyla yapılan danışıklı bir işlem mi olduğu somut delillerle değerlendirilmelidir.

Mal kaçırma şüphesi bulunan dosyalarda dava dilekçesi hazırlanırken yalnızca alacak talep edilmemeli; aynı zamanda hangi mallar üzerinde tedbir istendiği, devir riskinin neden bulunduğu ve bu malların mal rejimi tasfiyesiyle bağlantısı açık şekilde gösterilmelidir. Aksi halde dava sonunda haklı çıkılsa bile alacağın tahsil edilmesi zorlaşabilir.

5. Sıkça Sorulan Sorular (SSS)

Soru 1: Eşlerden birine miras kalan ev veya nakit para boşanmada paylaşılır mı?

Cevap: Hayır. Miras yoluyla kalan her türlü taşınır, taşınmaz, para veya hisse senedi TMK m. 220 uyarınca o eşin kişisel malıdır ve tasfiye dışı tutulur. Ancak bu miras kalan taşınmazın evlilik birliği içindeki kira geliri edinilmiş mal sayıldığından paylaşıma tabidir.

Soru 2: Düğün takıları (ziynet eşyaları) mal paylaşımına dahil midir?

Cevap: Hayır. Yargıtay’ın güncel kararlarına göre, düğünde takılan ziynet eşyaları (altın, bilezik, takı vb.) kural olarak kadına bağışlanmış sayılır ve kadının kişisel malı kabul edilir. Bu nedenle geleneksel mal paylaşımı davasının konusunu oluşturmazlar; ancak aynen iade veya nakden iade talebiyle ayrı bir "ziynet alacağı davası" şeklinde talep edilebilirler.

Soru 3: Evlenmeden önce alınan ancak kredisi evlilik içinde ödenen evin paylaşımı nasıl olur?

Cevap: Bu durumda evin tamamı edinilmiş mal sayılmaz. Evlilikten önce ödenen peşinat ve krediler kişisel mal, evlilik birliği içinde ödenen kredi taksitlerinin toplamı ise edinilmiş mal kabul edilir.

Soru 4: Kişisel mal satılıp yerine yeni bir mal alınırsa bu mal kişisel mal mıdır?

Cevap: Evet. TMK m. 220/4 uyarınca "kişisel malların yerine geçen değerler" de kişisel mal sayılır. Örneğin, evlenmeden önce sahip olduğunuz evinizi evliyken satıp üzerine hiçbir ekleme yapmadan yeni bir ev alırsanız, bu yeni ev de tamamen sizin kişisel malınızdır ve paylaşıma girmez.

Soru 5: Kişisel malın kira veya faiz gelirleri paylaşılır mı?

Cevap: Evet. Eşlerin kişisel mallarının kendisi paylaşım dışı olsa da, aksi bir mal rejimi sözleşmesiyle kararlaştırılmadıkça, bu kişisel mallardan evlilik birliği içinde elde edilen kira, faiz, temettü gibi gelirler edinilmiş mal kabul edilir ve boşanmada yarı yarıya bölüşülür.

Soru 6: Boşanmada ortak borçlar ve krediler nasıl paylaştırılır?

Cevap: Eşlerin evlilik birliği içinde edindikleri borçlar ve çektikleri krediler, mal paylaşımı yapılırken edinilmiş malların aktif değerinden düşülür. Kalan "artık değer" üzerinden paylaşım gerçekleştirilir. Borçlar da tıpkı varlıklar gibi tasfiye anında hesaba dahil edilerek mahsuplaşma yapılır.

Soru 7: Şirket hisseleri boşanmada nasıl paylaşılır?

Cevap: Eğer şirket evlilik birliği içinde edinilmiş mallarla kurulmuşsa, şirketin boşanma davasının açıldığı tarihteki bilançosu ve özvarlık değeri bilirkişi marifetiyle hesaplanır. Diğer eş, şirketin yönetimini veya hisse devrini talep edemez; sadece hesaplanan şirket değerinin yarısına tekabül eden nakit katılma alacağını isteyebilir.

Soru 8: Evlilik sözleşmesi mal paylaşımını nasıl etkiler?

Cevap: Eşler, noter kanalıyla yapacakları bir "Mal Rejimi Sözleşmesi" ile yasal edinilmiş mallara katılma rejimi yerine mal ayrılığı, paylaşmalı mal ayrılığı veya mal ortaklığı rejimlerinden birini seçebilirler. Sözleşmenin yapıldığı tarihten itibaren geçerli olmak üzere paylaşım kuralları sözleşmeye göre belirlenir.

Soru 9: Boşanma kesinleşmeden mal paylaşımı davasında tedbir kararı alınabilir mi?

Cevap: Evet. Davalı eşin mal kaçırmasını (üçüncü kişilere devrini) engellemek amacıyla, mal paylaşımı davası açılırken tapu kayıtlarına, araç tescil sicillerine ve banka hesaplarına "ihtiyati tedbir" konulması talep edilebilir ve mahkemeler genellikle dava sonuna kadar devri önleyici tedbir kararı verir.

Soru 10: Anlaşmalı boşanmadan sonra mal paylaşımı davası açılabilir mi?

Cevap: Bu durum protokolün içeriğine bağlıdır. Eğer anlaşmalı boşanma protokolünde "tarafların mal tasfiyesinden kaynaklı alacak haklarından feragat ettiği" yönünde açık bir ibare varsa yeni bir dava açılamaz. Ancak mal paylaşımına dair hiçbir madde yer almıyorsa ve haklar saklı tutulmuşsa, boşanmanın kesinleşmesinden itibaren 10 yıl içinde dava açılabilir.

Soru 11: Boşanmadan önce gizlice satılan veya devredilen mallar paylaşıma dahil edilir mi?

Cevap: Evet. TMK m. 229 uyarınca, mal rejiminin sona ermesinden önceki 1 yıl içinde diğer eşin rızası olmadan yapılan karşılıksız kazandırmalar ile mal kaçırmak amacıyla yapılan devirler, sanki hala mevcutmuş gibi hesaplamaya (aktif değerlere) dahil edilir.

Soru 12: Gelinlik, damatlık ve düğün masraflarının iadesi istenebilir mi?

Cevap: Hayır. TMK m. 226/1 gereğince taraflar birbirlerine ait olan malları geri isteyebilirler ancak düğün, kına, balayı gibi organizasyon masrafları ile gelinlik ve damatlık gibi kişiye özgü kullanılan ve tüketilen harcamalar mal paylaşımı kapsamında geri talep edilemez.

Soru 13: Yabancı ülkede bulunan taşınmazların paylaşımında hangi hukuk uygulanır?

Cevap: 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun (MÖHUK) m. 15/2 uyarınca, eşlerin mal rejimine ilişkin uyuşmazlıklarda yabancı ülkede bulunan taşınmazlar (gayrimenkuller) için bulundukları ülke hukuku uygulanır ve o ülkenin mahkemeleri yetkilidir.

Soru 14: Mal tasfiyesi davası hangi adliyede açılmalıdır?

Cevap: İstanbul’da yetki kuralları ilçelere göre bölünmüştür. Örneğin, davalı eşin ikametgahı Bakırköy, Bahçelievler sınırlarında ise Bakırköy Aile Mahkemesi; Şişli, Beşiktaş sınırlarında ise İstanbul (Çağlayan) Aile Mahkemesi; Kartal, Kadıköy sınırlarında ise İstanbul Anadolu (Kartal) Aile Mahkemesi yetkilidir.

Soru 15: Mal paylaşımı alacağına uygulanacak faiz ne zaman ve hangi oranda işlemeye başlar?

Cevap: Mal rejiminin tasfiyesi davalarında alacağa uygulanacak faiz türü yasal faizdir. Faizin başlangıç tarihi ise boşanma davasının açıldığı tarih veya tasfiye davasının açıldığı tarih değil, mahkemenin mal paylaşımı davası hakkında verdiği karar tarihidir.

Boşanma sürecinde gerçekleştirilecek olan mal rejiminin tasfiyesi; salt matematiksel bir bölüştürmenin ötesinde, mülkiyet hakkının korunması, gizli hesapların ve muvazaalı devirlerin (mal kaçırma eylemlerinin) tespiti ile karmaşık denkleştirme hesaplamalarını barındıran üst düzey hukuki uzmanlık gerektiren bir süreçtir. Hak kayıplarının önüne geçilmesi, haksız ihtiyati tedbirlerin bertaraf edilmesi veya malvarlıklarının gerçek değerleri üzerinden adilce tasfiyesi, ancak aile hukukunun usul ve esasına tam hakimiyetle mümkündür. Mehmet Emin Kurşun Hukuk Bürosu, boşanma davasının açılmasından mal tasfiyesinin kesinleşmesine kadar geçen bu hassas süreçte, müvekkillerinin gelecekteki finansal güvencelerini korumak adına Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ve daire içtihatları çerçevesinde, İstanbul merkezli uzman kadrosuyla profesyonel, şeffaf ve sonuç odaklı dava vekilliği ve danışmanlık hizmeti sunmaktadır.

Hemen Arayın WhatsApp

Yükleniyor...